Forumlar
Hipogonadizm :: Forumlar :: Erkeklerde Hipogonadotropik Hipogonadizm Konulari :: Hasta Hikayeleri
 
<< Önceki konu | Sonraki konu >>
Hipogonadotropik hipogonadizm ve hasta hikayeleri
Sayfaya git  1 2 3 ... 112 113 114
Moderatörler: Sustanon, supermen, Emka, engineer
Yazar Mesaj
Sustanon
31.07.2012 saat: 20:41
Sustanon

Kayıtlı Üye #1
Kayıt tarihi: 30.07.2012 saat: 14:38

Konum: istanbul
Mesaj sayısı: 1113
Teşekkür etti 560 zaman içinde 300 gönderi
Hasta olduğumu anladığımda daha 13-14 yaşındaydım. Malesef ailem benim hastalığımı 20 yaşında ben onlara anlatana kadar anlayamadı. Kendi paramla bir üroloğa giderek ikincil seks karakterlerimin gelişmediğini ve penisimin küçük olduğunu söyledim. (Hasta olduğum için utanıyordum ve aileme durumu anlatamıyordum. Bunda anne ve baba tarafında tek erkek torun olmam ve kendimde sorun olduğunu düşünmem etkili. Siz utanmayın aileniz bunu bilsin bu sizin ayıbınız veya eksikliğiniz değil. Fizyolojik bir durum ve tedavi edilebiliyor.) O üroloğun bana söylediği şey canımı çok yakmıştı. Kadınlarla cinsel birliktelik yaşayabilirsin ama hayatın boyunca çocuk sahibi olamazsın. 30 yaşına kadar bunun bir yalan olduğunu ve tedavi edilirse çocuk sahibi olunabileceğini bilmiyordum. 30 yaşına kadar bu acı ile yaşadım Tedavi olmaya başlamadan önce boyum 1.60 cm ve kas gelişimim yoktu. Sustanon olduktan bir ay sonra sperm ve orgazm ile tanıştım. Boyum 1 yılda 1.83 cm ye ulaştı penis boyum normal kabul edilen 13 cm nin üzerine çıktı. Bunları yazmamın nedeni her erkekte olan penis büyüklüğü kopleksinin bizde fazlasıyla oluşması. Merak etmeyin sizde genlerinizin belirlediği ölçüye ulaşıyorsunuz. Penis boyunuzu testosteronun dışarıdan alınması veya bu hastalığa sahip olmanız belirlemiyor. Zamanla dışarıdan hormon almanın etkisi ile 1-2 cm daha gelişim oluyor. Bu konuda yapılan araştırmalar Türklerin 13-15 cm aralığında penis boyu olduğunu söylemekte. Tabi istisnalar ve erkek arkadaşlarınızın bu durumu abartmaları dışında. Siz bu anlamda normalsiniz. Birlikte olduğum kadınların hiç biri senin penisinde küçükmüş demedi. Zaten kadınların beklentisi genelde penis boyutu ile ilgili değil. Bu sadece biz erkekler için bir sorun.


[ Düzenlendi 22.09.2012 saat: 09:53 ]
En Üst
2 Üye Sustanon (-a-e-ya-ye) teşekkür etti. Teşekkür edenler: :
 demircizade (Tarih: 15.01.2015) , orjinaladam (Tarih: 06.09.2016)
Sustanon
31.07.2012 saat: 20:41
Sustanon

Kayıtlı Üye #1
Kayıt tarihi: 30.07.2012 saat: 14:38

Konum: istanbul
Mesaj sayısı: 1113
Teşekkür etti 560 zaman içinde 300 gönderi
21 yaşında bir kıza aşık oldum ve sevgili olduk. 1-2 ay sonra benimle sevişmek istediğini söylediğinde (onunla evlenmeyi düşündüğüm için) hastalığımdan söz ettim ve çocuk sahibi olamayacağımız söyledim. Bu nedenle beni terk etti Tabi hiç bir zaman nedenin bu olduğunu söylemedi farklı nedenler ileri sürerek 1 hafta sonra görüşmeyi kesti 1 ay sonra eski sevgilisine döndü. Bu benim canımı çok acıtmıştı. Bu onun kararıydı tabi ki hayatını etkileyecek bir durumu benimle yaşamasını beklemek yanlış olur. Şu an o tarihe dönebilsem o kızla sevişirdim. Bu tür psikolojilere girmeyin ve hayatınızı yaşayın diye anlatıyorum yaşadıklarımı 2 yıl sonra 23 yaşında başka bir kadınla birlikte olmaya başladık.Hastalığımdan ve çocuk sahibi olamamamdan ona da söz ettim. Hayatımız boyunca çocuk istemeyeceğini söyleyerek beninle birlikte oldu. ilk kez onunla seviştim 6 ay sonra evlendik. 5 yıl evli kaldık evliliğimizin 3. yılında çocuk istediğini söylediğinde çok üzülmüştüm. Ayrılma kararı almamın nedenlerinden biri buydu. 5. yılda Boşandık. Sonrasında 3 kadınla kısa süreli veya tek gecelik ilişki yaşadım. Sonrasında 1.5 yıl sadece cinsel birliktelik yaşadığım bir kadın girdi hayatıma. Daha önce çoook erkekle birlikte olduğunu bildiğim için tek kuralımız tek eşlilikti. Ondan aslında bir çok erkekten daha iyi olduğumu öğrendim. Benim çoğu zaman kafamda soru işareti olan hastalığım ile ilgili çekincelerimi gidermiş ve kendime olan güvenimi yerine getirmişti. Bu nedenle tedavi olursanız bunu hiç bir kadının anlayamayacağını gönül rahatlığı ile söyleyebilirim. Kafanıza takmayın hastalığınızı ve hayatınızı yaşayın. Bu tür bir ilişkiden sıkıldığım için onu terk ettim. Başlarda bana çok sinirlendi. Zamanla kadınlar size alışıyor veya aşık oluyor sanırım, ben aşk defterini ilk aşık olduğum kadınla kapatmıştım.Hastalığın tedavi edilebildiğini ve çocuk sahibi olabileceğimi öğrendim. Buna çok sevinemedim. Çünkü yıllarca kendimi olmayacak bir şeye hazırlamıştım. Sadece cinsel birliktelik yaşadığım ilişkilerden sıkıldığım için kendimi işeme verdim. 3 ay sonra ben 33 yaşındayken 2. eşimle tanıştım. Benden 4 yaş büyüktü. ikimizde evlenip boşanmış ve aile olmak isteyen bireylerdik kısa sürede nişanlandık. (Biraz hayat hikayem gibi oldu ama ilerleyen başlıklarda testosteron ve psikolojik durum ile ilgili daha fazla bilgi vermeyi düşünüyorum) Buraya kadar özetle şunu söylemek istiyorum. Ben normal miyim? sorusunu kafanızdan atın. Normalsiniz hatta bazı açılardan daha iyisiniz. Sakal dış görünüş durumu zamanla düzeliyor. 8-9 yaşında başlayan değişimi 18-20 yaşında yaşamaya başladığınız için seyir biraz geriden geliyor.
En Üst
2 Üye Sustanon (-a-e-ya-ye) teşekkür etti. Teşekkür edenler: :
 demircizade (Tarih: 15.01.2015) , orjinaladam (Tarih: 06.09.2016)
Sustanon
31.07.2012 saat: 20:42
Sustanon

Kayıtlı Üye #1
Kayıt tarihi: 30.07.2012 saat: 14:38

Konum: istanbul
Mesaj sayısı: 1113
Teşekkür etti 560 zaman içinde 300 gönderi
Talihsizserkan
K?demli Üye

Üyelik tarihi: May 2010
Mesajlar: 111

sustanon...çook duygusal ve sürükleyici bir hikaye yaşamışın..okurken bile duygulandım..hemen hemen bu hastalıkda olanların çoğu bu hikayeye yakın şeyler yaşamıştır diye düşünüyorum...Bazı insanlar aşık olmak ister ve aşık olamazlar ! gündelik ilişkiler yaşarlar,Nerde akşam orda sabah diye günü birlik hayatlar kurarlar..
Bazı insanlarda aşık olurlar ...aşkını söyliyemezler ,ya olmaz ise dersler ,durumundan bahsedersen reddedebilirler,ve tek tabanca takılır gidersin..
işde bende bu tek tabanca takılanlardanım...birazz kapalı konuştum ama fazlazı bana zarar
Paylaş

#4
21.January 2012, 11:34
sustanon
Yeni Üye

Üyelik tarihi: May 2010
Mesajlar: 23

dostum sana zararı olmaz anlattıklarının seni en iyi anlayacak olan senin gibi olandır. Ben iyisiyle kötüsüyle bir hayat yaşadım bazı deneyimlerim var. Bunları kendim yaşayarak buldum hatalar yaptım doğruya ulaştım. Bu hastalık var. Hiç birimiz bunu istemedik benim dezavantajım bana yol gösterecek insanlar veya aynı hastalığı yaşamış insanlarla iletişim kurup rahatlıkla soru soramam. Bu siteye bir şekilde toplandık. Bana soru sormak isteyen çekinmeden sorabilir. Ve bence sende artık kafandan çekincen varsa at ve rahat ol derim. Önceleri Allah'ın beni cezalandırdığını, aslında çocuğum olmaması gerektiği için bu hastalıkla doğduğumu düşündüm, onunla pazarlık yaptım. Ben kimseye kötü birşey yapmamıştım. Neden cezalandırdı beni dedim. Kabul edilmesi gereken bu durumun 1/1000 oranında bebeklerde olabilen bir hastalık olduğu ve tedavisinin olduğu, size tavsiyem yeni tanıştığınız-aşık olduğunuz kadınlara durumunuzdan hemen söz etmek zorunda değilsiniz. Bırakın biraz tanısın size gerçekten seviyor veya aşık ise sizinle hayatına devam eder. Eğer devam etmiyorsa zaten eksik bir şeyler vardır. Bu hastalığın psikolojisi ile kendinizi eksik ve en önemlisi güçsüz hissetmeyin. Kadınların katlanamadığı bir durum güçsüz erkek görmesi karşısında, tedavi sonrasında sadece sizin bildiğiniz ve geçirdiğiniz bir hastalık olarak kalır yaşadıklarınız.
En Üst
2 Üye Sustanon (-a-e-ya-ye) teşekkür etti. Teşekkür edenler: :
 demircizade (Tarih: 15.01.2015) , orjinaladam (Tarih: 06.09.2016)
memet
01.08.2012 saat: 10:48
Kayıtlı Üye #15
Kayıt tarihi: 01.08.2012 saat: 08:53

Konum: izmir
Mesaj sayısı: 321
Teşekkür etti 84 zaman içinde 31 gönderi

hastalığımı öğrendiğimde 23 yaşındaydım daha once den sağlığımda bir sorunlar olduğunun farkındaydım fakat bunu nasıl ve kime soracağımın çekingenliğini yaşıyordum hep bunların yanında maddi yetersizliklerin ve sosyal guvencenin acizliğide vardı bide doğulu bir ailenin çocuğuydum erkek çocuğundan beklentileri çoktu ailemin ve toplumun boyle sorunlarımın olduğunu ailemden sakladım hep ama bunun ezikliğini çok fazla yaşadım çünkü yaşıtlarımdan hem goruntu hem kuvvet hemde kendine guvenme konularında çook fazla gerilerdeydim bu konu yuzunden de ailemle sıkıntılar yaşıyordum en sonunda bir dahiliye dr una gidip daha ergenliğe bile girmediğimi bir hemşirenin şaşkın bakışları altında anlattım ordan uroloğa sevketti ve acı haberleri birer birer anlattı dr ıyı biriydi elinden geleni yapacağını ve tedaviye devam etmemi soyledi tedaviyi bir sure sonra bıraktım ve kazandığım herşeyi kaybettim bu hastalığımı oğrenmemden çok daha acıydı tüylerinin birer birer dokulüşünü izlemek çok fazla acıydı yani yaşadığım psikolojik sıkıntıları anlatamam o kadar çok acıydı ki... şimdi 30 yaşındayım ve o zaman çektiğim sıkıntıların ve bozuk psikolojinin aslında çok gereksiz olduğunu benden çok fazla şeyler gereksiz yere alıp goturmuş olduğuna donup ardıma baktığımda çok iyi anlıyorum bu hastalığı kabullenip bununla yaşamaya alıştıktan sonra herşeyin ne kadar kolay olduğunu kendim öğrendim yani bu hastalığı yediğimiz ekmek ve su gibi gorup zamanı geldiğin de ilacı mutlaka kullanmanız gerektiğini bilmeniz gerekir imkansızlıklardan kullanamadınız diyelim aslında burda da çok şanslıyız çünkü bunun bilincinde olduğumuz için kendimizi kontrol etme şansına da sahibiz yani kullanmadığımız zaman bu dunyanın sonu değil 
 
 arkadaşlar yaşadıklarımdan hareketle derli toplu anlatmaya çalıştım biraz sonuç olarak hayat zannettiğimiz kadar uzun değil ve bulunduğuz zamanı çok iyi değerlendirmemiz gerekir gereksiz psikolojilere gereksiz yere girmeyin olaylara her zaman olumlu bakın ve bununla yaşamayı oğrenin en son olarakta hastalığını yeni öğrenmiş ne yapacağını bilmeyen arkadaşlar aslında durumunuzun o kadar da çok kotu olmadığını bilin
En Üst
2 Üye memet (-a-e-ya-ye) teşekkür etti. Teşekkür edenler: :
 demircizade (Tarih: 15.01.2015) , orjinaladam (Tarih: 06.09.2016)
supermen
01.08.2012 saat: 18:30

Kayıtlı Üye #5
Kayıt tarihi: 31.07.2012 saat: 17:58

Konum: istanbul
Mesaj sayısı: 851
Teşekkür etti 135 zaman içinde 106 gönderi

27 aralık 2010 tarihli diğer forumdan alıntıdır; yazan supermen
2007 yılı ekim ayında başladı tedavi maceramız! yaşım 32 idi fakat çok daha küçük gösteriyordum. dış görünüşte sakal haricinde pek problemim yok idi tesadüf sonucu vakıf gureba hastanesi doktorlarından uzm.dr. celalettin peru ile tanıştım görünüş itibari ile hipogonadizm hastalığının belirtilerini taşıdığımı daha evvel bir kaç kişiye doğru olarak bu teşhisi koyduğunu ve tedavi şansımızın bulunduğunu belirtti. Bir mr istedi ve tam söylediği gibi hipofiz bezinde 3x2 mm mikroadenom(10 mm den küçük tümör demekmiş) çıktı.Tahminen hormonlarını baskılıyor eğer öyle ise tedavi başarılı olur dedi ve tahliller sonrası lh fsh düşük testesteron alt değerlerde çıktı. Kendisi iç hastalıkları doktoru olduğu için bu işin bence bir numaralı doktoru olan Prof.Dr.Refik Tanakol a yönlerdirerek bundan sonrası onun uzmanlığı dedi. Refik bey teşhisi doğrulayarak ilaç tedavisine başlamamız geerektiğini söyledi. İlk başta pregnyl 1500 iki ay kadar, daha sonra 5000 haftada iki gün kullanmaya başladım testesteron istediği seviyeye çıktığında bunlara ilave olarak haftada üç gün menogon 75 kullandım birsüre sonra sperm çıkışı olmayınca menogonu üç gün 150 üniteye çıkardık. bir yılı geçmişti önce canlı hücre ve daha sonra 100.000 civarı sperm sayısı elde ettik.bu sayı katlanarak arttı zaman zaman düşüşte oldu. Bu yaz tüp bebek denedik (Refik hocanın normal yolla olacak demesine rağmen)hamilelik sağlandı fakat düşükle ve hayal kırıklığıyla sonuçlandı. İlaçları bırakmak üzereyken tedaviye ara vermeden devam ettim. Bu arada fazla sayıdaki gelişen embiryoları dondumuştuk.Bunları denesek mi derken eşimin hamileliği büyük bir süpriz oldu. Allaha Binlerce Şükür. bu üç seneyi aşkın zamanı nasıl kısaca anlatabilirim bilmiyorum heralde roman olur. hastalığı araştırdım epeyce bir sürü doktor bozuntusu gördüm.(28 yaşında hastaya yaşın geç ilaçla olmaz deyip tese uygulayan mı istersiniz neler nele, kürler, özel formüller...) Ama hiç bir zaman ilacımın gününü geçirmedim 3.5 senedir çok düzenli olarak iğne oluyorum. Doktorlarımın ikisinede herşeyiyle kefilim!!! buna çok dikkat edin. bu arada son sperm tahlilim 38 milyondu ama morfoloji çok iyi değildi böyle kandırdılar bizi tüp bebek için. Siz bunları takmayın tedavinizi aksatmadan!!!! devam ettirirseniz bu hastalığın tedavisi var arkadaşlar. doktorlarımın bir önceki hastasının bebekleri yaşına girecek (tüp bebek) ondan evvel başlayan bir hastaları normal yolla bebek sahibi bunlar benim bizzat bildiklerim görüştüklerim. İşin maddi yönü; ilaçlarımı rapor ile ücretsiz alabiliyorum tabiki pregnyl 5000 de hep sıkıntı var her gece nöbetçi eczane dolaşarak buldum tedavim aksamasın diye. Şu anda bulabiliyorum işi öğrendik bunca yıl uğraşınca!! daha evvelde yazmıştım başka bir forumda çok sıkışan ilacı bulamayan olursa yardımcı olmaya çalışırım.(istanbul da) Tahlil ve diğer işlemleri çapa ve vakıf gureba hastanesinde yaptırdım genelde sigorta karşılıyor. Manevi yönü; çektiğimiz tüm sıkınyıya değer sonuçlar elde ettik hamd olsun Allaha!! Çocuk işin bir yönü bu hastalığın 20'ye yakın belirtisi ve bidünya sıkıntısı var mesala kulaç boyunun boydan çok fazla olması(önkoid vücut yapısı),tüylenme azlığı,göbek bölgesi yağlanması ve kolesterol,kemik erimesi,tamamlanamamış eregenlik,yeterince gelişmemiş kas yapısı,kalbin tam olarak gelişmemesi,sesin tiz çıkması gibi çok ciddi sonuçları var. Forumları okurken bazı kardeşlerimizin çocuk ve sakal çıkmasına kilitlendiklerini görünce bunları göz ardı ettiklerini düşünüyorum. Sağlıklarına kavuşmaları için düzenli olarak tedaviye devam etmelerini öneriyorum. Özellikle evli olan arkadaşların ikikatı (eşleri içinde) sabretmeleri ve emek harcamaları gerekiyor. Allahtan hepimize sağlıklı hayat nasip etmesini diliyorum. İnanmak işin yarısı emin olun.Yazılarınızı okurken kendimden çok şey buluyorum. Sorularınız olursa yanıtlarım; şimdilik bu kadar yeter heralde!!! Umarım yardımcı olmuşumdur....


[ Düzenlendi 14.08.2012 saat: 19:32 ]
En Üst
2 Üye supermen (-a-e-ya-ye) teşekkür etti. Teşekkür edenler: :
 demircizade (Tarih: 15.01.2015) , nedenben (Tarih: 19.06.2015)
supermen
01.08.2012 saat: 19:34

Kayıtlı Üye #5
Kayıt tarihi: 31.07.2012 saat: 17:58

Konum: istanbul
Mesaj sayısı: 851
Teşekkür etti 135 zaman içinde 106 gönderi

2 haziran 2012 diğer forumdan alıntıdır;yazan supermen
İsimler bile çoğu zaman sanal olsada burdaki muhabbet çok samimi... dert aynı yaşananlar üç aşağı beş yukarı aynı...insanlar kardeşleri ile paylaşamadığı konuları burda hiç tanımadığı insanlarla en açık bir şekilde paylaşıyor....Peki niye anlatmak iyi geliyor ? İnsana neden kendini iyi hissettiriyor ? Başkalarına üç kuruş faydası olur diye mi? Yoksa ben bunu yendim bitirdim psikolojisi mi? Hepsinden biraz var ... Birde zamanı geri alabilsem neler değişirdi? Belki de hiç ellemezdim! bunların yaşanması gerekiyordu diyorum tüm yanlışlarıma rağmen... Allah imtihanı kaybetmeyenlerden eylesin bu süreçte...Zaman su gibi geçiyor kaybedilmiş haklarımızın elbet birgün alırız karşılığını...


[ Düzenlendi 14.08.2012 saat: 19:32 ]
En Üst
supermen
05.08.2012 saat: 18:30

Kayıtlı Üye #5
Kayıt tarihi: 31.07.2012 saat: 17:58

Konum: istanbul
Mesaj sayısı: 851
Teşekkür etti 135 zaman içinde 106 gönderi

Marjinal isimli arkadaşın diğer forumdan yazısıdır....
Selamlar. İki gündür yazılanları okuyorum. Son mesajı okudum ve yapmak istediğim tek şey hissettiklerimi siz değerli kardeşlerimle paylaşmak. Hani filmlerde görürüz bazen. Bir terapi gurubu bir araya gelir ve paylaşım yaparlar. “Ben falan filan ..alkoliğim .. der ve tedavi süreciyle ilgili bir şeyler söyler diğerleri dinler ve alkışlarlar...” Aynen o şekilde terapi gibi oldu benim için. Tüm paylaşımları ilgi ve dikkatle okudum ve hepinizi alkışlıyorum Tuhaf bir sevinç hissediyorum. Yalnız değilim diyorum içimden. Benim sıkıntılarımı yaşayan, ya da yaşamış insanlar var. Yanlış anlaşılmasın sevincim başkalarının da benim acılarımı yaşamalarından dolayı değil... Beni anlayabilecek neler yaşadığımı ve ne gibi sıkıntılar çektiğimi anlayabilecek insanlar var diye. Çünkü bu güne kadar içime attığım şeyleri paylaşabileceğim insanlar var. Bir araya gelmenin ve dertlerini paylaşmanın bir yolunu bulmuşlar. Birbirlerine destek oluyor, yol gösteriyor ve moral veriyorlar. Bir kez daha alkış alıyorsunuz bu arada. Sizlere "Kardeşlerim" diyorum çünkü okudukça adeta hepinizi sanki tanıyor gibi oldum ve yakın hissettim. Ayrıca 41 yaşında olduğumu da belirteyim ve başlıyorum… Ben bir hipo hipo hastasıyım. Ortaokuldayken ilkokula, lisedeyken de ortaokula gidiyorum zannediyorlardı. 24 yaşıma gelmeme rağmen ergenlik olmamıştı. Birincil ve ikincil cinsel kimlik gelişimi olmamıştı. Küçük testisler, mikro penis, meni ya da sperm üretimi yok, boşalma yok. İnce ses (telefonda sesinizden dolayı sizi de bayan zannedenler oldu mu? ) Sakal bıyık yok. Görenler 14-15 yaşında zannediyordu. Kas gelişimi zayıf, normalden büyük göğüsler. Boyum 165-170 cm arası tam hatırlamıyorum kilo da 65 civarı. Ailem eğitimsiz ve ilgisiz. Annem üzülüyor, ağlıyor dua etmekten başka bir şey yapmıyor, babam benden nefret ediyor ya da utanıyor. Veya ikisi de. Ama bir kere bile hastaneye veya bir doktora götürmeyi düşünmemişler. Yakın çevre ve akrabalar da bendeki gelişim geriliğinin farkında. Mars’dan gelmişim gibi bakıyorlar Aralarında bazen benim duymama bile aldırmadan “ Zeki Müren gibiymiş, şeyi yokmuş, çocuğu olmayacakmış… vs vs.” gibi yakıştırmalarla dedikodumu yapıyorlar bazıları da direk sorabiliyor “ senin için böyle diyorlar, öylemi ?”… Anlayacağınızı tahmin ediyorum. Nasıl bir gençlik dönemi geçirdiğimi… Defalarca ciddi ciddi intiharı düşündüm. İnancım engel olmasaydı etmiş de olabilirdim. Burası imtihan yeri … Allah herkesi farklı farklı imtihan ediyor. Kimini zenginlikle, kimini fakirlikle, kimini güzellikle, kimini çirkinlikle …. Benim imtihanım da bu diyordum. Sabrediyordum. İyi ki sabretmişim. Binlerce şükür rabbime. Üniversitede değişti hayatım. Çünkü artık sosyal güvencem vardı. Hastaneye doktora gitmek için aile desteğine muhtaç değildim. Hacettepe Hastanesiyle başladı serüvenim. İlk dahiliyeye gitmiştim ve beni direk Endokrinoloji ye sevk ettiler. Yaşım hayli ilerlemişti 24 yaşındaydım. İlk kan tahlillerimi verdim değerler çok çok düşüktü. Total testeren yerlerdeydi. tam hatırlamıyorum çok zaman geçti.. Arkadaşların paylaştığı değerlerin bile çok altındaydı. Sustanon 250 (15 günde 1 enjeksiyon )ve Virigen le başladık tedaviye. 3 ay devam ettik. Bu arada pisikolojik destek de tedavi sürecime dahil edildi. Ve hayatım değişmeye başladı. İlk belirtiler sesimde oldu. Sesim kalınlaşmaya başladı. Sonra kıllanma olmaya başladı. Faullerim çıkmaya sakallarım belirmeye başladı.Heyecanımı mutluluğumu anlatacak kelime bulamıyorum. Ama biliyorum siz anlıyorsunuz … İkinci kan tahlilini verdiğimde sanırım ilk değerlere göre olumlu artış olmuştu ki sustanonu 2 haftadan 3 haftaya çıkardık 21 günde bir enjeksiyon yapılmaya başladı. Sanırım diyorum çünkü doktorum çok detaylı açıklamalar yapmıyordu. “Şunu al, şöyle yap şu gün gel” o kadar. 3 ay daha devam ettik. 6. Aya geldiğimizde Testislerde bir miktar büyüme torbası da dahil. • Penis boyu ve kalınlığında ciddi oranda gelişme (14 cm.)olmuştu. • Boşalma başlamıştı ilk rengi şeffaf ve yapışkandı sonradan beyaz meni rengine ve yapısına sahip oldu. • Kas kütlesinde gelişim oldu. Güçlenmiştim. Kendimi iyi hissediyordum. • Sesim Ahmet Kayanınki kadar kalındı artık kimse telefonda bayan zannetmiyordu • Her hafta traş olacak kadar sakalım vardı. Göğsümde sırtımda bacak ve kollarımda kıllanma oldu. Aslında 2 günde bir traş olmamı gerektirecek kadar uzuyorlardı ama kirli sakal dolaşmak hoşuma gidiyordu. Kesmeye kıyamıyordum. ve gün geçtikçe sıklaşıp çoğalıyorlardı. Uzun zaman görüşmediğim arkadaşları yada akrabalarıgördüğümde yada telefonla aradığımda beni tanıyamıyorlar ve onları ben olduğuma ikna etmek zorunda kalıyordum Yan etkilerde oldu. Aşırı cinsel istek. Sabahları uzun süre geçmeyen ereksiyonlar. Gün içinde zamansız, kontrolsüz ereksiyonlar .Yine inancım sayesinde Harama bulaşmadan o devreyi atlattım çok şükür. 6. Aydan sonra ayda 1 e indirdik sustanonu ve virigeni bıraktık. 2 yıl devam ettim bu şekilde. Doktorum evlenebileceğimi eşimle sorunsuz bi cinsel hayatımızın olacağını ayrıca çocuk sahibi olmak istersem ilave bir tedaviyle mümkün olduğunu söyledi. Bu iki yıllık süreçte psikoloğumun da katkılarıyla şu aşamaya geldim. Ben sadece hastaydım. Eksik vaya yarım bir insan değildim. Benim hastalığım utanılacak bir şey değildi. Şeker hastası ya da kalp hastası ya da böbrek hastası olmak kadar normal ve hatta onlardan daha tehlikesiz bir hastalıktı. Üstelik de tedavi edilebilir bir hastalık. 2 yıl sonra her şey normale dönmüştü. Okul bitti. Askere gittim aslanlar gibi askerliğimi yaptım. 2 yıl önce 3 şınav çekemeyen ben neredeyse sporda derece yapacak kadar iyiydim askerde. Çoğu “normal” arkadaşın tırmanamadığı halata bile rahatlıkla tırmanıyordum. Hatta o kadar çok tırmanmıştım ki defalarca tırmanmaktan kollarım ağrımıştı niye mi defalarca tırmandım? yapabiliyorudum çünkü …Siz anlıyorsunuz…) Askerden sonra KPSS yi kazandım bir kamu kurumunda işe girdim. Kullandığım ilaçların aşırı etkilerine rağmen harama tenezzül etmememin mükafatı diye düşünüyorum dünya tatlısı bir bayanla tanıştım . Doktorlarımın ve psikoloklarımın önerisine uyup korkmama ve endişelerimin tamamen yok olmamasına rağmen 2 yıllık nişanlılık sürecinden sonra onunla hayatımı birleştirdim. Hem aşkı hem sevgiyi hem cinselliği doyasıya yaşadım yaşamaya devam ediyorum … binlerce şükür rabbime... Mutlu sona ulaşan kardeşlerimi tebrik ediyorum. Allah evlatlarıyla beraber sağlıklı afiyetli uzun ömürler versin. Devam sürecindeki kardeşlerime de sabır diliyorum. Unutmayın siz sadece hastasınız tedavi edilebilecek hastalarsınız eksik noksan kusurlu değilsiniz. Sizi erkek yapan birkaç santimlik bir fazlalık değildir. Sizi erkek yapan karakteriniz, ahlakınız, erdemleriniz ve sahip olduğunuz değerlerdir. İnanacaksınız. Pes etmeyeceksiniz. Ve sabredeceksiniz. Allah hepimizin yardımcısı olsun. Şafi ismiyle bizlere şifalar versin. Biraz uzun oldu hakkınızı helal edin Sabrınıza ve affınıza sığınıyorum. Bebek serüvenimizi (Pyregnyl1500 ve puregon 150) bir sonraki mesajıma bırakıyorum. Söylemek istediğim o kadar çok şey var ki yıllarca içimde birikmiş… Kimseye anlatmadığım, anlatamadığım... Ama artık sizler varsınız...
En Üst
5 Üye supermen (-a-e-ya-ye) teşekkür etti. Teşekkür edenler: :
 demircizade (Tarih: 15.01.2015) , ADH (Tarih: 03.05.2015) , nedenben (Tarih: 19.06.2015) , engineer (Tarih: 16.04.2016) , orjinaladam (Tarih: 06.09.2016)
ejder
13.08.2012 saat: 07:10
Kayıtlı Üye #43
Kayıt tarihi: 13.08.2012 saat: 06:36

Mesaj sayısı: 2
Teşekkür etti 2 zaman içinde 1 gönderi

Selamlar,

Burada benim yaşadıklarımı yaşamış veya yaşayacak dostlarla bir arada olmak güzel.
17 yaşımda sekonder hipogonadizm teşhisi kondu. Bir çok açıdan zor bir süreçti. Öncelikle Sustanon-Humegon ardından Pregnyl tedavisi uygulandı. Boyum hızla uzadı ve olmam gerektiği gibi hissetmeye başladım.
Üniversitede tedavimi üniversite hastanesinde devam ettirmek için bir doktora gittim. BT çektiler, radyolog empty cella tanısı koydu, dahiliyeci olurmu bu tanı diye adamla kavga etti, kafamın tası attı, zaten ilk teşhis döneminde tıbbın o dönemki geriliğinden dolayı doktorlara hafif kıldım. Bıraktım herşeyi, hayatımın önmli bir parçası değildi bu hastalık henüz, zaten kendimi hasta gibi de hissetmiyordum, evet köseydim ama hayatım oldukça renkli şekilde sürüyordu.30 lu yaşlarda bohem hayattan sıkılıp normale dönünce tekrar hastalığımı hatırladım bir çok doktor gezdim, hepsi bir şeyler gevelediler (çoğu prof tu ama bu mereti genel geçer teşhis ve tedavilerle geçiştiriyorlardı) sonunda akıllı bir ürolog bana herşeyi etraflıca anlattı ve bekar olduğum süre boyunca sustanon kullanacağımı, evlenince çocuk yapmak istediğimde ekstra bir tedavi uygulayacağını söyledi. Makuldü ve o günden sonra düzenli sustanon kullanımına başladım. Zamanla dışarından bakıldığında normal bir insandan hiç bir farkım kalmadı. Bu arada küçükken geçirdiğim bir kafa travması nedeniyle beynimde bir tür düzeltilebilir ya da belki de düzeltilemez bir durum olabileceğini söyledi bir alakasız doktor alakasız bir görüşmede ve bunun üzerine gidersem belki olayın kökenine inilebileceğini ifade etti. sonrasında bu taraf için de bazı tetkikler yaptırdım ama çok fazla yol alamadık. Konunun uzmannı bulmak mümkün olmadı o dönemde.
Yıllarca sustanon kullandım sonra sustanon piyasadan kayboldu sonra bir doktorun tavisyesi ile bir deönem virigen kullandım o da bir süre sonra kayboldu. Yine kafaın tası attı, bakanlığa şikayet dileçesi döşedim. bla bla bla cevabı aldım ..sonra sustanon tekrar zor da olsa bulunur oldu ve bugünlere gelmiş olduk.
İlaç kullanamadığım dönemde en çok şunu hissettim. İnsan bir kere normal testosteron seviyesinde yaşayınca testosteronsuz kalmak çok sıkıntılı bir durum. İsteksiz, keyifsiz, agresif, kıl bir tip olup çıkıyorsunuz. Sevgiliniz sizi terkediyor ve umursamıyırsunuz. kendinizi saçma sapan bir döngye sokup çevrenizle, ailenizle, dostlarınızla minimum seviyede bir ilişki tutturup sürekli depresif bir hayat sürüyorsunuz. İlaç kullandığınızda ise her şey tam tersi, ateşli bir sevgili, dışadönük, enerjik bir karakter ve aranan bir dost oluyorsunuz. Ama biraz da dengesiz oluyorsunuz, sırf bu denge olyaı için bazen Nebido mu denesem diye düşünüyorum en azında 3 ay kararlı bir modda olurum herhalde.
Çocuk henüz düşünmedim, tıbben hala şansım olduğunu düşünüyorum. şimdilik replasman tedavisi ile devam ediyorum. Ancak şu empty cella ile başlayan ve hipotalamus/hipofiz bölgesinde muhtemel bir araz var olma durumunu da netleştirmek istiyorum. Çünkü mesele yalnızca testoteron değil, bunun etrafında bir çok farklı olay da var ve genel olarak yaşadığım konsantrasyon sıkıntıları, kısa dönemli bellek sorunları vs için de genel bir çözüme kavuşmak istiyorum.
hipogonadizm benim ilk ciddi hastalığımdı ancak şimdi bir kaç ömür boyu sürecek kronik hastalığım da oldu. sürekli hastanelerde gezeceğim ve sürekli ilaç kullanacağım. Eskiden 120 yıl yaşamak istediğimi düşünürdüm, şimdiyse her günü kar sayıyorum.
Hastalığımızdan korkmayın. Karmaşık bir olay, hepimiz yaşıyoruz ama hiç olmazsa açık ve net tedavileri var. Tedavisi olmayan ve kontrolü elden bırakınca öldüren hastalıklar da var. İlacınız, doktorunuz ve sevdikleriniz oldukça mutlu olun ve hep mutlu kalın.
En Üst
2 Üye ejder (-a-e-ya-ye) teşekkür etti. Teşekkür edenler: :
 demircizade (Tarih: 15.01.2015) , engineer (Tarih: 15.05.2016)
adembaba
13.08.2012 saat: 14:25
Kayıtlı Üye #8
Kayıt tarihi: 31.07.2012 saat: 21:06

Konum: Kocaeli
Mesaj sayısı: 187
Teşekkür etti 13 zaman içinde 10 gönderi
Ejder hoşgeldiniz, konuyla ilgili kendinizi yetiştirmiş, bilgilenmişsiniz, foruma aktif katılımınız diğer arkadaşlara da yardımcı olacaktır. Allah şifalar versin.
En Üst
1 Üye adembaba (-a-e-ya-ye) teşekkür etti. Teşekkür edenler: :
 demircizade (Tarih: 15.01.2015)
adembaba
14.08.2012 saat: 16:22
Kayıtlı Üye #8
Kayıt tarihi: 31.07.2012 saat: 21:06

Konum: Kocaeli
Mesaj sayısı: 187
Teşekkür etti 13 zaman içinde 10 gönderi

Konunun adının değişmesini önermiştim, admin arkadaş sağolsun değiştirmiş. Bu durumda bize de hikayemizi burada anlatmak düşüyor:
 
Geri dönüp baktığımda hastalığımın etkilerinin ergenliğe geçiş dönemi ile birlikte belli olduğunu söyleyebilirim. İlkokulun sonunda akranlarımın kasları gelişip kuvvetlenmeye başlamıştı, ben ise hala çocuk kuvvetindeydim. Ortaokul 1. sınıftan unutamadığım bir sahne ise, beden dersi için soyunulduğunda sınıf arkadaşlarımın birbirlerine koltuk altı tüylerinden bahsetmeleri idi. Tabi ben kenardan saf saf bakıyordum. 
 
Orta 2. sınıfta hastalığımla ilgili tedavi aramaya başladık. Babam sağolsun tedavi konusunda hep hassas davrandı. 14 yaşımda Muhittin Okumuş diye bir operatör doktor bana inmemiş testis ameliyatı yaptı. Hastalığımı yanlış teşhis etmişti. İnmemiş testise bağlı puberte gecikmesi olduğunu zannediyordu (bunu ben sonradan anladım). Hiçbirşeyin kalmayacak dedi, ameliyattan sonra haftada 1 sustanon 250 verdi. Fakat gelişmeler tahmin ettiği(miz) umduğumuz gibi olmadı. 
 
Sonra nasıl oldu bilmiyorum, bir şekilde Çapa da çocuk gelişim uzmanı Prof. Nurçin Saka'ya gitmeye başladım. Üzerimde bir sürü test yaptılar, ölçtüler biçtiler... Bu arada 17 yaşına gelmiştim. Arkadaşlarım ergenliğin sonuna yaklaşıyorlardı. Ergenler çok acımasız oluyor, yüzümde tek bir tüy yok, kız gibiyim bir yandan, bir yandan da güçsüz kuvvetsizim, beden derslerine astımım var deyip girmedim, ailem de hikayemi destekleyince sorun olmadı... Yatılı okullarda okudum, herkes sabahları hamamcı olur banyo yapar vs, bende tık yok tabi...Bunlara rağmen arkadaşlarımın saygısını kazanmayı başarıyordum, saygısız olanları birşekilde kendimden uzak tutuyordum,arada bir bu tür insanlarla tartışmak alaylarına dalga geçmelerine cevap vermek zorunda da kalıyordum mutlaka...Nurçin Hanım bana ömür boyu ilaç kullanmam gerektiğini, ileride belki tedaviyle çocuğum olabileceğini söyledi. Dünyam yıkılmıştı, ben bütün bu zorlukların bu ezikliğin bir şekilde hallolup biteceğini düşünüyordum hep... Doktordan yatılı okula dönerken tenha istanbul vapurun kenarında uzun süre ağladım... 
 
İnsan büyüdükçe ihtiyaçlar, istekler farklılaşıyor. Geçen süre içerisinde kendimi insanlardan soyutladım, kitap okumaya verdim, hayatımı yönlendirirken hep insanlardan uzak kalmaya alıştırdım kendimi. Kendimden utanıyordum, insanlardan ise nefret ediyordum (aslında tipik ergen psikolojisi smile.png ). Üniversite hazırlık yıllarımda bir kıza aşık oldum, ama bu arada hala sakal bıyık yok, kilo ve çuval gibi bir vücut var... Yakışıklı olduğumu düşünüyorum ama aynı zamanda realistim de, öz güvenim sıfır, kız çok güzel... Dershanede diğer çocuklara göre çok ileri seviyedeydim, onlar daha soruları yazarken ben kafadan hesaplayıp cevabı veriyordum, kızlar bu yüzden ilgi de duyuyordu bana. Sevdiğim kız belki beni seviyordu, bilemiyorum ve hiç bilemeyeceğim.  Hiçbir zaman cesaret edip onu sevdiğimi söyleyemedim, aramızda birşeyler vardı ama son noktada, mevcut halimle onu mutlu edemeyeceğimi düşündüm ve sevgimi kendime sakladım... 
 
Sonra yurtdışına gittim. Bulunduğum ülke hastalığımla yaşayabilmem için çok müsaitti. Zaten 19 lu yaşlarımda sakallarım çıkmaya başladı, 20 lerde traş oluyordum.Sustanon kullandım hep... Yaşım 25 e geldiğinde bu suni ergenlik sürecini tamamlamıştım. Aşırı derecede yüksek libidom vardı. Bari evleneyim dedim special.png ... Evleneceğim kızı annem buldu, ben de tanıştım, birkaç kez buluştuk konuştuk, kafalarımız uyuyordu, sevebileceğim bir insandı. Hastalığımdan bahsettim, yüyüzeyken belki cesaret edemezdim, telefonda anlattım, büyük ihtimalle çocuğum olmaz dedim. Hiç tereddüt etmeden kabul etti. 
 
Allah'ın izniyle üreme tedavilerim başarılı oldu ve 2 çocuğum oldu. Şu anda 3. çocuk için tedavi görüyorum (Allah bu kadir gecesi hürmetine isteyen bütün arkadaşlara hayırlı evlatlar versin). Eşimle hastalığımın fiziki yönü sebebiyle hiçbir sıkıntı, problem yaşamadım. Psikolojik etkenler daha rahatsız ediciydi, yıllarca asosyal ve insanlardan uzak yaşamaya alışmıştım, hormonal dalgalanmalara bağlı depresyon, hassasiyet, sinir hallerim oluyor ama eşimin anlayışı ve karşılıklı sevgimiz sayesinde mutlu ve sağlıklı 10 yıllık evliliğim var.
 
Aklımda kaldığı kadarıyla 36 yılımı anlattım. Diğer arkadaşlar da burada benzer şekilde paylaşımlarda bulunurlarsa özellikle genç ve bekar arkadaşlara çok faydası olacağını düşünüyorum. Gençliğim, aman sakalım çıksa, cinsel olarak gelişsem vs vs kaygı ve buhranlarıyla geçti. Herşey geçip gittikten sonra konuşmak kolay ama yaşadığım bunalım ve kabusları hatırladığımda genç arkadaşlara gerçekten üzülüyorum. Allahtan hafiza zayıflığı var da geçmişi pek hatırlamıyorum...cheesey.png

[/html]
En Üst
3 Üye adembaba (-a-e-ya-ye) teşekkür etti. Teşekkür edenler: :
 demircizade (Tarih: 15.01.2015) , engineer (Tarih: 16.04.2016) , orjinaladam (Tarih: 06.09.2016)
Sayfaya git  1 2 3 ... 112 113 114  

Hızlı Geçiş:     En Üst

Bu konuyu uzaktan oku: rss 0.92 Bu konuyu uzaktan oku: rss 2.0 Bu konuyu uzaktan oku: RDF
Powered by e107 Forum System uses forum thanks